KABLOSUZ AĞ TEKNOLOJİLERİ

👤Mehmet Erkan YÜKSEL1 Alper DURSUN2 1Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Burdur, Türkiye erkanyuksel@mehmetakif.edu.tr 2Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Malzeme Teknolojieri Mühendisliği ABD, Burdur, Türkiye aalperdursun@gmail.com

ÖZET
Veri haberleşmesinde ve bilişim teknolojilerinde yaşanan sürekli gelişmeler, sistemlerin ve bunların yönetiminde kullanılan tekniklerin hızlı biçimde gelişmesine yol açmaktadır. Günümüzün değişen rekabet ortamında firmaların/kuruluşların zaman ve kaynaklardan daha fazla yararlanabilmeleri için ürünlerini, hizmetlerini, iletişim tekniklerini, iş yapma yöntemlerini sürekli olarak yenilemeleri gerekmektedir. Dolayısıyla, bilgi ve iletişim teknolojileri işletmelerin uygulamalarını geliştirmelerinde, iş süreçlerini planlamalarında ve yönetmelerinde her zaman bir ihtiyaç olmuştur. Bu çalışmada; firmaların, işletmelerin veya kuruluşların ihtiyaçlarına temel oluşturacak, iş süreçlerini geliştirebilecekleri, tedarik zinciri yönetiminin her aşamasında kullanabilecekleri kablosuz iletişim teknolojileri incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kablosuz iletişim, OSI modeli, Wi-Fi, WiMAX, LoRAWAN, ZigBEE, RFID

1. Giriş
Kablosuz ağlar, iki ya da çok yönlü geniş bant veri iletişimi sağlayan, iletim ortamı olarak kablo yerine radyo frekansı (LF/HF/UHF), mikrodalga veya kızılötesi ışınları kullanan, bina veya kampüs gibi sınırlı bir alanda ya da çok geniş coğrafi alanlarda çalışabilen iletişim ve erişim teknolojileridir. Kurulum kolaylığı ve hareket serbestliği gibi önemli avantajlar sağlayan kablosuz iletişim sistemleri kablolu ağların yerini alabilmekte, hatta bu ağlara göre daha fazla fonksiyonlar içerebilmektedir.

Kablosuz iletişim teknolojileri iş adamları, yöneticiler, çalışanlar, küçük/büyük işletmeler, orta ölçekli işletmeler, kurumlar ve bireysel kullanıcılar gibi büyük bir kesime İnternet ve üyesi oldukları kurumsal ağa (Intranet) mobil olarak bağlanma imkanı sağlamaktadır. Ayrıca, bu tür sistemler kullanıcılara mekandan bağımsız olarak kolay bir kablosuz ağ kurulumu ve geniş bant veri iletimi imkanı sunmaktadır. Kablolu ağların tüm özelliklerine sahip olan kablosuz sistemler bu ağların devamı ya da alternatifi olarak kullanılmaktadır [1, 2].

Kablosuz İletişim Teknolojilerinin Avantajları: 
Sağlamlık: Kablolu ağlarda kablolara gelebilecek zararlardan dolayı ağ yapısı ciddi şekilde etkilenebilir. Örneğin bir felakette kablolar kopabilir ya da dış etmenlerden dolayı kullanılmaz hale gelebilir. Fakat telsiz yapılarda bu tip problemlerle karşılaşılmaz.
Kolay Kurulum: Kolay kurulumun da kendi içinde iki faydası vardır:
Zaman: Radyo dalgaları ile iletişim yapılmasından dolayı, kablolu bir ağ tasarlanmasından önce gerekli olan kablolama planı ve kablolama işlemi için harcanan zamandan kazanılır.
Maliyet: Yukarıda belirtildiği gibi kablolama yapılmadığı için kablo maliyeti ağ kurulumunda yer almamaktadır.
Esneklik: Kablosuz iletişim radyo dalgaları aracılığı ile sağlandığı için kablosuz ağ araçları kullanan kişilerin sabit bir yere bağlı kalma zorunluluğu yoktur. Bu, insanlara büyük ölçüde özgürlük sağlamakta ve verimliliği arttırmaktadır.
Kablosuz İletişim Teknolojilerinin Dezavantajları:
Güvenlik: İletişim dalgalar halinde yayıldığı için kablosuz ortama katılan kişilerin ağı dinlemesi ve verilerin ele geçirilmesi kablolu yapıya göre daha kolaydır.
İletişim Hızı: Erişim noktasının yönünün değişmesi, araya engellerin girmesi, erişim noktasından uzaklaştıkça sinyalin zayıflaması gibi faktörlerden dolayı iletişim hızı kablolu yapı kadar iyi değildir.
Standartlara Uyma Zorunluluğu: Üretilen cihazların tüm dünya standartlarında olması gerekir. Uluslararası enstitüler bazı konularda sınırlamalar getirerek standartların daha yavaş gelişmesine neden olmaktadır. Örneğin kullanılabilecek frekanslar sınırlıdır ve istenilen frekansta haberleşme yapılamaz.

2. Kablosuz İletişim Standartları
2.1. IEEE 802.11 (Wi-Fi)
IEEE, 802.11 standardını Ekim 1997 tarihinde onaylamış (IEEE 802.11b Standardı, 1999) ve Mart 1999 tarihinde revize etmiştir. Bu standart yerel alan ağlarında kablosuz iletişimi sağlamak amacıyla üç farklı fiziksel (PHY) katman ve bir ortam erişim kontrolü (MAC) katmanı sağlar. MAC protokolü iki tip servise destek vermektedir. Bunlar dağıtık koordinasyon fonksiyonunu (DCF) kullanan asenkron ve noktasal koordinasyon fonksiyonu (PCF) kullanan senkron servislerdir. Mantıksal Hat Kontrolü (Logical Link Control-LLC) 802 ailesine ait tüm standartlar için benzerdir. 802.11 standartları, temel olarak 1 ila 2 Mbps arasında frekans atlamalı yaygın spektrum (FHSS) veya düzgün sıralı yaygın spektrum (DSSS) kullanarak veri iletimi sağlar. Daha sonra yapılan revizyonlar sonucunda 5 GHz frekans bandında 54 Mbps hızında işlem yapan 802.11a standardı, ardından 2.4 GHz frekans bandında 11 Mbps ve 54 Mbps hızlarında işlem yapan 802.11b ve 802.11g standartları geliştirilmiştir [2-4]. 802.11 standardı, son kullanıcı lisanslarına gerek duymaksızın birden çok kullanıcının radyo frekanslarının paylaşımına izin veren radyo spektrum teknolojilerinin avantajlarına da sahiptir.
Ek olarak, 802.11 ve 802.11b ağlar 2.4 GHz ISM bandının, 802.11a temelli ağlar da U-NII (Unlicensed National Information Infrastructure) bandının kullanımını sağlamaktadır. ITU ise her ikisini de tanımlar. IEEE 802.11 standartlarına ait fiziksel katman özellikleri Tablo 1’de karşılaştırmalı olarak özetlenmiştir.

2.1.1. Mimari
802.11 ağların mimarisi temel olarak birbirini kısmen kaplayabilen hücrelerden oluşur. Temel Servis Kümesi (Basic Service Set-BSS) tek bir hücrenin kapsama alanını temsil eder. Bir BSS’in dışında kalan bir istasyon (Station-STA) bu BSS içinde kalan diğer istasyonlar ile haberleşemez. 802.11 standardı iki modda çalışmaktadır. Bunlardan ilki BSS olarak da bilinen altyapı modu, diğeri ise bağımsız BSS (Independent Basic Service Set-IBSS) olarak bilinen Ad hoc moddur [4, 5].
Uçtan Uca Model (Ad-Hoc): En basit kablosuz iletişim ağ yapısıdır. Bağımsız özellikte olan ve WLAN NIC ile donatılmış bir grup bilgisayarın ya da ağ cihazının kurduğu kablosuz yerel alan ağıdır. Bu tip konfigurasyona sahip bir ağda erişim noktasına ihtiyaç duyulmaz. Noktadan noktaya haberleşmeyi sağlamak amacıyla yerel ağ aynı radyo frekans kanalında çalışır. Birbirinden farklı ağlar ancak kablosuz adaptörler birbiriyle haberleşebilecekleri mesafedeyse oluşturulabilir. Bu yapı, birbirleri ile iletişim mesafesinde olan kullanıcılar için tasarlanmıştır.
Her kullanıcı, ağdaki bir diğer kullanıcı ile direkt iletişim kurar. Eğer kullanıcı bu tanımlanmış mesafeden dışarıya çıkarak iletişim kurmak isterse, aradaki bir kullanıcı, ağ geçidi ve yönlendirici olarak görev yapmak zorundadır [3-6].
Altyapı Modeli: Bu model, kablosuz istasyonlar (bilgisayarlar, sunucular) ve erişim noktalarından (Access Point-AP) oluşur. Erişim noktaları bir dağıtım sistemine (Ethernet gibi) sahipse birden çok radyo hücreleri birbirleriyle roaming yaparak haberleşebilir. Erişim noktaları sadece kendi kablosuz ağı ile kablolu ağları haberleştirmekle kalmaz aynı zamanda komşusu olan diğer kablosuz ağlar ile de haberleşmeyi sağlar.

Şekil 1. WIMAX kapsama alanı🔍

Tek AP içeren ve altyapı modunda çalışan bir ağda aynı alan içerisinde farklı iletişim kanallarını kullanan (örneğin, frekans bölümlemeli çoğullama yöntemi) ağlar mevcut olabilir. Bir AP tarafından koordine edilen alana BBS ismi verilmektedir.Bunun anlamı ‘bir tek koordine merkezi tarafından idare edilen bir grup istasyondur’. Geniş ağlarda AP’ler birbirine kablolu ağlar yardımı ile bağlanmaktadır. Kablolu ağlarda bir ağı tanımlamak için ağ adresi kullanılırken kablosuz ağlarda ağı tanımlamak için SSID kullanılmaktadır.

SSID kullanımı şu şekildedir: Bilgisayarda yüklü bir yazılım yardımı ile bağlanılabilecek SSID numaraları belirlenir ve bunlardan biri seçilerek ilgili ağa bağlantı yapılır. Bilgisayarların SSID numaralarına erişebilmeleri için AP’lerin bu numaraları çeşitli aralıklarla yaymaları (broadcast) gerekmektedir [2-6].

🔍

Altyapı modunda, her istasyon bağlantı isteklerini erişim noktası (AP) olarak bilinen merkez istasyona yollar. AP’ler kablolu ağ anahtarları gibi çalışır ve iletişimi kablolu ya da kablosuz ağa yönlendirir. AP’ler ve istasyonlar arasında veri iletişimi ancak iletişim sağlandıktan sonra başlar. Bir ortamda kablosuz iletişim başlamadan önce hizmet almak isteyen istemci ile AP arasında bir ilişki olmalıdır. Bu ilişki ile ilgili olarak üç yöntem bulunmaktadır:
Doğrulanmamış ve ilişkilendirilmemiş yöntem: Kullanıcının ağ ile doğrulama ve ilişkilendirme işlemlerini gerçekleştirmediği durumdur.
Doğrulanmış ve ilişkilendirilmemiş yöntem: Kullanıcının ağ ile doğrulama işlemi gerçekleştirdiği fakat henüz ilişkilendirme işlemini gerçekleştirmediği durumdur.
Doğrulanmış ve ilişkilendirilmiş yöntem: Kullanıcının ağ ile doğrulama ve ilişkilendirme işlemlerini tamamlandığı durumdur.

Genel olarak, kullanılan yöntem ‘doğrulanmamış ve ilişkilendirilmemiş’ yöntemdir. Yani AP ile iletişime geçmek isteyen bir bilgisayarın, iletişime geçmeden önce herhangi bir ön protokol ile ilişki kurmaya ve bilgiyi kontrol edip, doğrulamaya gereksinimi yoktur.

2.1.2. Mikrohücreler ve Bağlantı Aktarımı
Bir erişim noktasının kapsama alanına “microhücre’ denir. Çoklu erişim noktalarının gerektiği bölgelerde, kullanıcıların herhangi bir yerde hatdışı kalmalarını ve erişim noktaları arasında yeniden giriş yapıp uygulamalarını yeniden başlatmalarını engellemek çok önemlidir. Bu nedenle, erişim noktaları birbirleri arasında hand off (takas) sistemiyle kullanıcı bağlantılarını aktarabilmelidir. Overlap durumlarında kablosuz araçlar ve erişim noktaları iletimin kalitesini ve gücünü sık sık ölçmelidir. WLAN sistemi, o an için en güçlü ve en iyi kalitedeki sinyali veren erişim noktasından hizmet vermeye yönelik olmalıdır ve kullanıcı bağlantı aktarım işlemini bir an için bile hissetmemelidir [4-7].

Şekil 2. IEEE 802.16 veri bağı katmanı ve fiziksel katman [10] 🔍

2.1.3. Fiziksel Katmanlar
Fiziksel katmanlar verinin radyo sinyalleri ve hava ortamı arasındaki işleme süreçlerini gerçekleştirir. 802.11 standartları beş farklı fiziksel katman tanımlamaktadır. Bunlar:
Frekans Atlamalı Yaygın Spektrum (FHSS): 2.4 GHz bandında çalışır. Geniş bir frekans aralığında, veri sinyallerini bir frekanstan diğerine atlayan taşıyıcı bir sinyal ile modüle eder. Ölçü olarak zaman kullanılır. Çarpışmaları önlemek amacıyla taşıyıcı frekansı 2.4 ve 2.438 GHz arasında periyodik olarak değişir. Bir çarpışma, ancak ve ancak bir dar bant sistemin ve yaygın spektrum sinyallerinin aynı frekansta ardı ardına iletim yapması durumunda meydana gelir. Hangi frekansa atlanacağının kararını ve veri iletiminin sırasını belirlemek amacıyla bir atlama kodu (hopping code) kullanılır. FHSS maksimum 2 Mbps hızında bir iletim sağlar [2-4].
Düzgün Sıralı Yaygın Spektrum (DSSS)/Yüksek Hızlı Düzgün Sıralı Yaygın Spektrum (HR/DSSS): 2.4 GHz bandında çalışır. Gönderim yapan istasyondaki veri sinyalini, chipping koduyla veya işlem kazancı olarak bilinen daha yüksek veri hızına sahip bir bit dizisiyle birleştirir. Bu kod, yayılma oranlarına bağlı olarak kullanıcı verisini böler, engelleri ve karışmaları azaltır, 11 Mbps hızında veri transferini mümkün hale getirir.
Verideki her bir bit için, yollanmak üzere özel bir bit katarı belirlenir ve chipping koda, karışmalara karşı dayanıklılığı arttırmak amacıyla fazladan bir bit örneği eklenir [2-4].
Ortogonal Frekans Bölümlemeli Çoğullama (OFDM): 5 GHz bandında çalışır. Yüksek hızlı veri iletimi (54 Mbps) sağlar. 802.11a standardında daha az karışma sağlamak amacıyla yaygın spektrum teknolojileri yerine kullanılmaktadır. OFDM, radyo sinyallerini farklı frekanslarda (çoklu taşıma) aynı anda yollanmak üzere daha kısa sinyallere böler ve böylece iletim boyunca oluşabilecek çapraz karışmaları (croosstalk) önlemeyi hedefler [2-4].
Kızılötesi (IR): 300 - 428 Hz bandında, düşük hızla ve görüş alanında bulunma koşuluna bağlı olarak kurulan bir bağlantı ile çalışır.

2.1.4. MAC Katmanı
802.11 standartları asenkron (Distributed Coordination Function-DCF) ve çekişmeden-bağımsız (Point Coordination Function-PCF) servisler sağlamaktadır. Çekişmeden bağımsız servis isteğe bağlıyken asenkron servis her zaman erişilebilir durumdadır. DCF ortam paylaşımı için 802.11 MAC protokolünün temel erişim metodu olan çarpışma sakınmalı taşıyıcı dinleyen çoklu erişim (CSMA/CA) tekniğini kullanır. PCF ise sorgulamalı (polling) erişim metodu ile çekişmeden bağımsız bir servis sağlar. Genellikle AP, nokta koordinatörü (point coordinator-PC) olarak görev yapar, periyodik olarak tüm istasyonları sorgular ve onlara iletim yapma imkanını tanır. Bu yüzden PCF tarafından sağlanan erişim önceliğinden, çekişmeden bağımsız bir erişim mekanizması yaratmak için yararlanılır. PC, istasyonların çerçeve iletimlerini sınırlı bir zaman periyodunda çekişmeleri elemek için kontrol eder. DCF’nin tersine PCF’nin uygulanması zorunlu değildir [5, 7]. Ayrıca PCF’nin kendisi DCF tarafından sağlanan asenkron servise dayanmaktadır. 802.11 standartlarında tüm fiziksel katmanlar ortak bir MAC katmanını destekler.

2.1.5. Fiziksel Elemanlar
802.11 ağlar beş ana fiziksel elemandan oluşur. Bunlar; Dağıtım sistemi, Erişim noktası, Kablosuz ortam, İstasyonlar ve Ağ arayüz kartlarıdır.
Dağıtım Sistemi: Birden fazla temel servis kümesini (BSS) ve yerel alan ağlarını birleştirerek Genişletilmiş Servis Kümesi (ESS) oluşturan sisteme verilen addır.
Erişim Noktası (AP): Kablosuz ortama bağlanmış olan istasyonların dağıtım sistemine erişimini sağlayan ve aynı zamanda bir istasyon özelliğine de sahip olan ağ elemanıdır. AP, kablolu ağlardaki LAN hub cihazı ile aynı işlemleri yapar. Yaptığı iş kablolu altyapıya sahip ağlara standart bir Ethernet kartıyla bağlanmak ve tıpkı bir anten gibi kablosuz araçların birbiriyle haberleşmesini sağlamaktır. AP, belirli bir frekans bandında çalışır ve 802.11 de belirtilen modülasyon tekniklerini kullanır.
Kablosuz Ortam: Kablosuz yerel alan ağlarında fiziksel katman bileşenleri arasında protokol veri birimlerinin (Protocol Data Unit-PDU) transferi için kullanılan ortamdır.
İstasyonlar: Kablosuz ortama erişebilmek için gerekli olan fiziksel katman arayüzüne ve uygun 802.11 ortam erişim kontrolüne (MAC) sahip olan cihazdır.
Ağ Arayüz Kartı (İstemci Adaptörü): Kablosuz istemci adaptörleri, pc veya iş istasyonlarını kablosuz bir ağa bağımsız modda ya da altyapı modunda olmak üzere, erişim noktaları yardımıyla bağlar. PCI ya da PCMCIA kartı ile masaüstü ve mobil hesaplama cihazları bütün ağ kaynaklarına kablosuz olarak erişebilir. NIC, bağlantı için uygun olan frekans spektrumunu tarar ve bir erişim noktası veya başka bir kablosuz istemci ile iletişime geçer. NIC, pc/workstation işletim sistemlerine sürücü yazılım güncellemesi olarak eklenebilir.

2.1.6. İletimin Fiziksel Özellikleri
İletişim için kullanılacak modulasyon tekniği ne olursa olsun, tüm standartlar IEEE’nin WLAN’lar için oluşturduğu standartlardır. Aynı aileden gelen bu standartlar benzer paketleme yapılanmasına sahiptirler. 802.11 ailesinin paketlerinin hepsi bir başlama eki (preamble), başlık (header) ve bir yükten (payload) oluşmaktadır. Giriş kısmı ne kadar kısa olursa ağda dolaşım da o kadar fazla olacaktır. 802.11b, 120 sec gibi uzun bir başlama eki kullanmasına rağmen 802.11g 96 sec gibi kısa bir başlama eki kullanır. 802.11g cihazları 3 tane üst üste binmemiş kanal kullanır ve ERP (Extended Rate Physical) katmanı olarak isimlendirilen yeni fiziksel katmana sahiptirler. 802.11g standardı tarafından veri iletimi sırasında çarpışma sakınma tekniği kullanılmaktadır. 802.11g’nin kullandığı CSMA/CA protokolü, veri göndericiye veri iletim kanalını kullanma hakkı gibi farklı özellikler sunar. İşlem gören bir veri iletimi sırasında mevcut iletim sonlandırılmadan başka hiçbir cihaz tarafından iletim yapılamaz. 802.11g standardı 802.11b standardı ile uyumlu olmasına rağmen, tek 802.11g ortamlarında veri oranlarını desteklemesiyle karşılaştırıldığında karışık ortamlarda yüksek veri oranlarını desteklemez [8, 9].
2.1.7. Koruma Mekanizmaları
802.11g erişim noktalarındaki farklı konfigürasyonlar, bir arada bulunan 802.11g ve 802.11b cihazları ağ yönetiminde birçok soruna sebep olabilir. Bundan sadece iletim hızları değil, aynı zamanda tüm ağın etkinliği ve tüm ağ üzerindeki cihazların işlem mekanizmaları da etkilenebilir. Karışık bir ortamda, 802.11g standardını kullanan cihazlar veri iletimi için uzun başlama eki kullanmak zorundadır ve bu da ileri seviyeyi gerektirir. Eğer uzun başlama ekleri kullanılmazsa, isteklerin, sırasına bakılmaksızın paketlerden her zaman kısa olan başlama ekleri düşünülerek alınma riski vardır [5-7].

802.11g ve 802.11b’nin bir arada olduğu karma ortamlarda cihazlar arasında tam uyumluluk sağlayabilmek için ekstra özelliklere ihtiyaç duyulur. Aksi takdirde OFDM sinyalleri hiçbir 802.11b cihazı tarafından alınamaz. Örneğin, 802.11g cihazı 802.11b cihazı tarafından algılanmayan bir CSMA/CA paketi gönderdiğinde, 802.11b cihazı, başka bir cihazın veri iletimi bitene kadar beklemesi gerekip gerekmediğini bilemediği için veriyi yollar ve sonuç olarak bir çakışma oluşur. Bu çelişkileri önlemek için, 802.11g standardı RTS (Request-to-Send) ve CTS (Clear-to-Send) gibi koruma mekanizmalarına sahip olmak zorundadır. Bu mekanizmalar, iletimde oluşacak her türlü çakışmayı önlemeye yardımcı olur. Bir cihaz, 802.11g veya 802.11b verisini ileteceği zaman öncelikle gideceği yere bir RTS mesajı yollar. Gönderici alıcıdan cevap bekler ve alıcıdan CTS mesajı alınınca iletimin başlaması gerektiğini anlar. Alıcı göndericiye CTS yollarken, mesajı yayar ve böylelikle ağdaki diğer cihazlar aynı zamanda başka mesaj göndermemeleri gerektiğini anlar. Farklı bir koruma mekanizması olan CTS-to-Self, bir kısım veri gönderilmek istendiği zaman erişim noktası tarafından kullanılır. Bu mesaj RTS mesajı olmadan yollanır [6-9].

2.2. IEEE 802.16 (WIMAX)
WIMAX, IEEE’nin 802.16 MAN gurubu tarafından ilk olarak Nisan 2002’de 10-66 GHz frekans bandı için yayınlanmış olup metropol alanlarda kullanılması öngörülen bir genişband kablosuz erişim teknolojisidir.
WMAN gibi geniş kapsamlı ağlar için geliştirilen teknolojilerin uygunluğunu belirleyen standartlar topluluğudur. Büyük çaptaki bilgiyi uzun mesafelere yüksek hızda iletir. Uzun menzilli ve yüksek bant genişliğine sahip kablosuz Internet erişimi sunar. WIMAX, verici antenden yaklaşık 50 km mesafeye kadar bir etki alanı ve 75 Mbps indirme hızı olması planlanan bir çeşit kablosuz bağlantı sistemidir. WIMAX, ileri hata düzeltme yeteneği, mesafeyi ve kapasiteyi artırmak için kullanılan gelişmiş anten teknikleri desteği, geleneksel TDM ses trafiği veya VoIP (Voice over IP) ile videoda ideal taşıma, veri trafiğinin önceliği gibi gecikmeye duyarlı hizmetler için düşük gecikme süresi sağlamaktadır. Ayrıca kişisel güvenlik (kimlik denetimi) ve şifreleme özellikleri sayesinde güvenli iletimi desteklemektedir. WIMAX, IP tabanlı bir teknoloji olduğundan fiber optik bağlantılara, kablolu modem kullanan koaksiyel sistemlere, DSL bağlantılar gibi kablolu şebekelere, 3G ve 4G teknolojilerine entegre olabilir. Bu da her zaman her yerde uygun erişimle kullanıcıların bilgi, eğlence ve multimedya iletişim taleplerinin karşılanması anlamına gelmektedir [10, 11].

2.2.1. WIMAX Teknolojisinin Özellikleri
Genişband kablosuz erişimin kullanılması, bu erişim teknolojisi üzerinden Internet, telefon, IPTV, VoIP ve isteğe bağlı multimedya servisleri gibi servislerin sunulabilmesi için WIMAX önemli bir fırsattır. Kurulum maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle genişband haberleşme sistemlerinin kullanılamadığı kırsal bölgelerde ve haberleşme konusunda yeterli hizmeti alamayan alanlarda, WIMAX teknolojisi alternatif olmaktadır (Şekil 1). Uzun menzilli ve yüksek bant genişliğine sahip kablosuz internet erişimi sağlayan WIMAX, kullanıcılara ve operatörlere hız/maliyet yönünden değerlendirilmesi gereken bir imkan sunmaktadır.

WIMAX teknolojisi çoklu yol etkileşimi, gecikme dağılımı ve sağlamlık gibi önemli özellikleri sayesinde problemsiz bir şekilde kablosuz genişband erişim sağlamaktadır. Çoklu yol etkileşimi ve gecikme dağılımı özelliği, kullanıcı baz istasyonunun görüş açısı dışındayken de iyi bir performans gerçekleşmesini sağlamaktadır. Oluşturulan 802.16-2004 MAC uzun zamanlı sinyal gecikmelerine uyumlu şekilde tasarlanmıştır. 802.11’de olduğu gibi 802.16’nın fiziksel katmanı da gecikme dağılımına toleranslı şekilde oluşturulmuştur. 802.11 standardı 100 metrelik bir alanda işlediği için sadece 900ns’lik gecikmeleri yok sayarken, WIMAX bunun yaklaşık 1000 katı olan 10 90ns’lik gecikmelere karşı bağlantı hızını koruyabilmektedir [12, 13]. WIMAX teknolojisinde 802.11’in bağlantı tabanlı erişim protokolü yerine erişim talepli erişim protokolü kullanılmaktadır. Böylece daha az veri çarpışması yaşanmakta ve mevcut ağ genişliği en verimli şekilde kullanılabilmektedir. Çarpışma olmaması veri transferi sırasında band genişliği kaybının olmaması anlamına gelmektedir. Tüm iletişim baz istasyonu tarafından kontrol edilmektedir [10].

IEEE 802.16 standardı, sahip olduğu elverişli kanal genişliğine ve adaptif modülasyon değerine göre daha çok kullanıcının bir arada Internet’ten faydalanmasına imkân tanımaktadır. WIMAX, 802.11’in kullandığı 20 MHz’lik kanal genişliğinden çok daha dar bir kanalda hizmet vererek bant genişliğini boşa harcamamaktadır. Kullanılan kanalın yoğun olması durumunda ise adaptif modülasyon sayesinde kullanıcılar bağlantı halinde tutulabilmektedir [13, 14]. WIMAX, 3G mobil iletişimin de önünde 4G mobil iletişim olanağını kullanıcılara sunabilecek bir teknoloji olup kablosuz Internet servis sağlayıcılarının müşterilerine yüksek kalitede hizmet sunmalarını sağlar. İşletmelere yüksek bant genişliğini garanti ederken bireysel kullanıcılara düşük maliyetli ve yüksek hızda Internet olanağı sunar. Bu teknolojiyle, kablosuz internet erişim alanlarına bağlı kalmadan istenilen yerden istenilen anda yüksek megabitlerle kablosuz veri iletişimi sağlanabilir [15].

Şekil 3. OSI katmanları ve IEEE 802.16 standardı [11] 🔍 WIMAX, temel olarak, uzak mesafe uygulamaları destekleyecek bir fiziksel katman ve MAC tarafında QoS sağlayacak bir yapı kullanmaktadır. Dolayısıyla, QoS hizmeti sağlayabilecek şekilde tasarlanmıştır. QoS, bir genişband bağlantının sunduğu hizmet kalitesi olarak düşünülebilir (Örneğin; eş zamanlılık ve yüksek bant genişliği hizmetlerindeki kalite). WIMAX, bu hizmetlerde QoS’i sağladığından dolayı delay-sensitive uygulamaları ve servisleri destekleyebilmektedir. Bağlantı temelli olduğundan her bağlantı için QoS’ı gerçekleştirebilmektedir. WIMAX bu özelliğiyle, QoS hizmetlerinden biri olan best-effort durumunu da sağlamaktadır [10-12]. WIMAX’in başlıca özellikleri aşağıda kısaca sunulmuştur:
Veri gönderiminde bant genişliği ve QoS garantisi sağlamaktadır.
IPv4, IPv6, ATM, Ethernet, vb teknolojileri taşır.
Her talebe eşit bant genişliği (frame by frame) sağlar.
Spektrumun etkili kullanılabilmesi için MAC üzerine tasarlanmıştır.
Kapsamlı, en yeni algoritmaları kullanan, geliştirilebilir bir güvenliğe sahiptir.
2-66 GHz arasında farklı frekansları destekler ve mobilite hizmeti vermektedir.
NLOS (kapsama alanı dışı) uygulamaları için OFDM ve OFDMA kullanır.
Zaman ve frekans bölme işlemleri temel olarak TDD ve FDD kullanılır.
Abone istasyonlarından baz istasyonlarına uplink ve downlink mevcuttur.
Mesh ağ ile point-to-multipoint topoloji için gerekli eklentileri sağlar.

2.2.2. WIMAX Standartları
Yeni üretilen teknolojiler için standartlar, teknolojinin pratik kullanımı, mevcut sistemlerle birlikte çalışabilirlik ve uyum düşünülerek geliştirilmektedir. 2001 yılından bu yana geliştirilen ve halen geliştirilmeye devam edilen WIMAX teknolojisine ait IEEE tarafından yapılan eklemelerle bazı standartlar belirlenmiştir. Bu standartlar IEEE 802.16 standardı adı altında sabit geniş bantlı telsiz erişim sistemleri üzerine geliştirilmiş hava arayüzü olarak tanımlanır. IEEE 802.16 standardı, ilk olarak Kasım 2001’de tanımlanmış olup Telsiz Metropol Ağlar (WMAN) için hava arayüzü ve MAC protokolleri için geliştirilmiştir. Bu standartla ticari ve ev uygulamaları için büyük bant genişliğinde telsiz ses ve veri iletimi amaçlanmıştır [11, 12, 15].

WIMAX için bahsedilen standartlar, Haziran 2004’de onaylanan IEEE 802.16d ve WIMAX’e mobilite özelliğini kazandırmak amacıyla Aralık 2005’de onaylanarak yayınlanan IEEE 802.16e olarak 2 farklı türe sahiptir. Ancak bu frekans aralığı için görüş hattı gerektiğinden, görüş hattında olmayan ihtiyaçlara cevap veren IEEE 802.16a versiyonu Nisan 2003’te yayınlanmış ve bu versiyondaki frekans aralığı 2-11 GHz’e düşürülerek lisanslı ve lisanssız olarak kullanılabilir hale gelmiştir. ETSI ise 2-11 GHz frekans bandı için Avrupa’daki kablosuz şebeke iletişimini tanımlayan ve 802.16 ile aynı olan standardını Kasım 2003’te onaylayarak yayınlamıştır. Sabit, göçebe, taşınabilir ve mobil erişimleri destekleyen WIMAX, 1.25 MHz’den 20 MHz’e kadar bant genişliklerini desteklemektedir. 802.16d versiyonu ile 20 MHz bant genişliğinde 75 Mbps hıza ulaşırken, mobilite özelliğinin eklendiği 802.16e versiyonu ile de 10 MHz bant genişliğinde 30 Mbps hıza ulaşabilmektedir [13-15].

WIMAX, sabit ve mobil olmak üzere iki ayrı ağ yapısına sahip olup hem zaman bölmeli çiftleme (TDD) hem de frekans bölmeli çiftleme (FDD) tekniklerini kullanabilir.
802.16d versiyonunda dikey frekans bölmeli çoklama (OFDM), 802.16e versiyonunda ise ölçeklenebilir dikey frekans bölmeli çoklama (SOFDM) tekniği kullanılmaktadır.
802.16-a: 2-11 GHz frekans aralığını kullanan, sabit bilgisayarlar arasında kablosuz internet erişimini sağlayan stan­dart olarak geliştirilmiştir. KabloNET ve DSL’in ulaşamadığı noktalar için uygulanma alanı bulmuştur. Haberleş­me için alıcı-verici sistemler arasında doğrudan görüş (Line of Sight-LOS) koşullarına gerek duymaz. Söz konusu standart 2.5GHz, 3.5GHz ve 5.8GHz frekansla­rının kullanılması ile 50km uzaklıklarda 70Mb/s bant genişliğinde internet erişimine olanak tanımaktadır [10, 11].
802.16-b: Kullanılan spektrum artırıla­rak 5-6 GHz frekans bandına çıkarılmış­tır. QoS desteği sağlanmıştır. Böylece WIMAX’in gerçek zamanlı ses ve video uygulamalarında yüksek performansla çalışması mümkün olmaktadır [12].
802.16-c: 10-66 GHz frekans aralığın­da çalışan WIMAX standardıdır. Farklı üreticilere ait sistemlerin bir arada çalışmasına olanak tanır.
802.16-d: 2003 yılında hazırlanan bu standart 802.16-a standardının eksik (802.16-2004) özelliklerini tamamla­mak üzere geliştirilmiştir. Bu standartla alıcı-verici haberleşmesi için doğrudan görüş hattının gerektiği ve gerekme­diği koşullarda haberleşme mümkün olmaktadır. Standart OFDM çoğullama tekniğini kullanmaktadır. Kapsama alanındaki genişleme ve hızdaki artış, bu teknolojide yeni modülasyon teknikleri kullanılmasını gerektirmiştir. 802.16d standardında 64-QAM modülasyon tekniği kullanılır [10, 11].
802.16-e: Sabit ve hareketli sistemler arasında haberleşme mümkün olmaktadır. Örneğin otobüs, tren vb. araçlarda laptop, PDA gibi cihazlar ile internet erişimi 802.16-e standardı üzerinden sağlanabilir. Hare­ketli sistemler arasında haberleşmenin sürekliliğinin sağlanabilmesi için hızlı aktarma teknikleri bu standartla sağ­lanır. Belirlenen çalışma aralığı 2.3 GHz ve 2.5 GHz’dir.
2.2.3. WIMAX Mimarisi
Şekil 2 ve Şekil 3’de gösterildiği gibi WIMAX, genel yapı olarak OSI referans modelinin veri bağı ve fiziksel katmanlarını kullanmaktadır. Veri bağı katmanının altında convergence, common part ve privacy alt katmanları, fiziksel katmanın altında ise yine convergence alt katmanı bulunmaktadır. Veri bağı katmanında ATM, Ethernet, IP protokolleri yer almaktadır. QoS’in garanti altına alınması, veri şifreleme, parçalama, paketleme ve kullanıcı yetkilendirme bu katmanda gerçekleşmektedir. Fiziksel katmanda ise kapsama alanı, veri gönderim/alım, güç kontrolü, trasfer hızı ve frekans çoğullama gibi işlemler gerçekleştirilmektedir. Tam bir kablosuz güvenlik için WIMAX’ta veriler şifrelenmekte ve şifreleme tekniği olarak AES (Advanced Encryption Standard) kullanılmaktadır. Şifreleme işlemleri veri bağı katmanı ve fiziksel katman arasında gerçekleştirilmektedir [10, 11].


Fiziksel katmandan gelen veriler sinyal ya da veri bitleri şeklindedir. Bu verileri yorumlayan ve adresleyen katman fiziksel adreslemeyi yapar. Fiziksel adresleme için MAC ve LLC denilen iki yapı kullanılır. Bu yapılar IEEE 802.x standardında veri bağı katmanı içerisinde yer alır. MAC herhangi bir an içinde belirli bir fiziksel adrese kimin erişmesi gerektiğine karar veren alt katmandır.
Çoklu yol etkileşimi ve gecikme dağılımı özelliklerine sahiptir. Uzun zamanlı sinyal gecikmelerine uyumludur. MAC alt katmanının üzerinde LLC alt katmanı bulunur. LLC, farklı sinyalleri aynı hat üzerinden bir üst katmana yollar ve üst katmandan gelen sinyalleri de ayrıştırarak bir alt katmana iletir [11-13]. LLC için belirlenen standartların kodu IEEE 802.2’dir. LLC aynı zamanda kablosuz ağlar için tasarlanan bir yapıdır ve Ethernet, WLAN, WIMAX teknolojilerinde aynı tiptedir.Şekil 4. RFID Sisteminde İletişim 🔍 

IEEE 802.16 MAC katmanı farklı fiziksel katmalarla uyum sağlayabilmektedir. Bunun anlamı WIMAX’in cep telefonları, PDA, vb. tüm mobil teknolojilerle uyumlu olması, bu mobil cihazlardan sinyal alabilmesi ve kullanıcılara geniş bant internet erişimi sağlamasıdır. Bu nedenle, değişik fiziksel katmanlarla çalışabilen bir MAC katmanı WIMAX’a birbirinden ilginç uygulama alanları getirebilir. MAC katmanı, kullanıcı baz istasyonunun görüş açısı dışındayken de iyi bir performans gerçekleştirmesini sağlar. WIMAX, Wi-Fi’nin kullandığı MAC yapısından farklı bir yapıya sahiptir. Wi-Fi’de MAC yarışma erişimi kullanılır. Yani, veriyi bir wireless AP boyunca iletmek isteyen tüm SS’ler herhangi bir kaynak kesitinde AP’nin dikkatini çekebilmek için yarışırlar. Bu durum AP’den uzakta olan SS’lerin yakında olanlar tarafından sürekli kesintiye uğramasına sebep olabilir. Bu durum SS’lerin performansını düşürür, QoS’in veri hızı ve bütünlüğü özelliklerine gereksinim duyan VoIP ya da IPTV gibi servislerin eş zamanlı çalışan az sayıda kullanıcı için bile hizmet vermelerini zorlaştırır. 802.16 standardının en temel özelliklerinden biri, ikinci katman MAC’in yarış tabanlı değil de planlı ve bağlantılı bir yapıda olmasıdır. Böyle bir yapı sayesinde BS iletişime başladığı tüm SS’lerle kesintisiz ve kaliteli bir veri alışverişi sağlar. Bu kalite artırımı, 802.16 standardının sadece saf veri gönderiminde değil, kaliteli ve gecikmeye hassas veri gönderiminde de çok elverişli olmasını sağlamıştır [10-14].

WIMAX, esas olarak OFDM ve MIMO teknolojilerine dayanmaktadır. Bu iki gelişmekte olan teknoloji sayesinde servis sağlayıcılar, tek bir baz istasyonundan daha fazla müşteriye hizmet sunma olanağına kavuşurken bunu daha az spektrum kullanarak gerçekleştirmektedirler. OFDM, IEEE 802.11 ve IEEE 802.16 standartları tarafından kullanılan bir radyo teknolojisidir. MIMO ise WIMAX’in etkinliğini dört katına kadar çıkartan gelişmiş bir anten teknolojisidir. OFDM, yüksek bant genişliğine sahip bir kanal ile birlikte çalıştığı için yüksek veri gönderim hızı sağlar. Frekansın eşit dağıtımında kullanıcılar denk hızlar elde ederler. OFDM temelli WIMAX WCDMA kullanan 3G teknolojisinde daha hızlı veri iletimi yapmaktadır. Mobilite hizmeti veren 802.16e standardı, 802.16d‘de kullanılan OFDM’nin 256 alt taşıyıcılı versiyonuna (bunlardan 200 tanesi kullanılabilmektedir) karşı ölçeklenebilir OFDM (SOFDM) kullanmaktadır. 802.16e standardını da kapsayan daha gelişmiş versiyonlar aynı zamanda MIMO bağlantılarla çoklu anten desteğini de getirmiştir.
Bu, kapsama alanı, self yükleme, güç tüketimi, frekansın tekrar kullanımı ve bant genişliği etkinliği gibi potansiyel özellikleri de bir arada getirmiştir. 802.16e standardı aynı zamanda tam mobilite desteği yeteneğini de sunmaktadır [12-14].

2.2.4. WIMAX Sistem Profilleri
IEEE, iki tür WIMAX sistem profili tanımlamıştır. Bunlar sabit WIMAX (IEEE 802.16) ve mobil WIMAX (IEEE 802.16e) sistem profilleridir. IEEE 802.16 standardı, çok geniş bir alanda kurulu olan sabit sistemler ve hareketli olmayan bağlantı noktaları arasında bir ağ oluşturmak için geliştirilmiştir. IEEE 802.16e standardı ise, sabit bağlantı noktaları ile hareketli ve doğrudan görüş ihtiyacı bulunmayan mobil sistemleri birbirine bağlamak ve ağ oluşturmak için geliştirilmiştir.

2.3. IEEE 802.15.4 Standardı (ZigBee)
ZigBee, IEEE 802.15.4 altyapısında geliştirilmiş ve standart sarmal ağlar ile uygulama profilleri kullanılarak kurulan kısa mesafe kablosuz ağ standardıdır. Yıldız bağlantı ve noktadan noktaya bağlantı şekillerini içeren çoklu ağ topolojilerine sahiptir. Güvenirlik, düşük maliyet ve enerji tasarrufu gibi avantajları göz önüne alındığında, ZigBee pc girdi aygıtları, sensör ve ağ yönetim cihazlarının kablosuz bağlantılarında kullanılması uygun olan bir standarttır. ZigBee, kablosuz iletişim kanallarının otomatik olarak aranmasına ve çok sayıda kablosuz ağın bir arada var olmasına imkân tanır. Kablosuz algılayıcı ağlarda, bina ve ev otomasyonu, güvenlik, sağlık, otomotiv, hassas tarım, üretim kontrolü, enerji yönetimi, endüstriyel cihazların kontrolü, taşınabilir servislerin ve aygıtların çevrimiçi ödeme işlemlerinde, kontrol sistemlerinde ve askeri uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır [15]. ZigBee cihazlar, tüm dünya genelinde lisansız olarak kullanıma açık olan 2,4 GHz ISM frekans bandında çalışır. Bu cihazlar 2,4 GHz frekansında 10 kanal ile 250 kbps, 915 MHz frekansında 6 kanal ile 40 kbps ve 868 MHz frekansında 1 kanal ile 20 kbps hızlara erişilebilmektedir. ZigBee cihazların erişim mesafesi, iletim gücü ve çevresel etkenlere bağlı olarak 10 ile 75 metre arasında değişmektedir.
Veri akışına bağlı olarak ZigBee aygıtları derin uykuya dalar ve enerji tasarrufu sağlar. Uyku devrelerinin gelişmiş özellikleri, düşük güç harcamaları ve ideal bağlantı teknikleri sayesinde ZigBee cihazlarının batarya kullanım süresi (aylarca, hatta 1 yıla yakın) çok uzundur [16, 17].

2.4. LoRaWAN
LoRaWAN geniş alan ağları için kullanılan bir medya erişim kontrolü (MAC) protokolüdür. Düşük güçlü cihazların, uzun menzilli kablosuz bağlantılar üzerinden Internet bağlantılı uygulamalarla iletişim kurmasını sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. LoRaWAN, OSI modelinin ikinci ve üçüncü katmanları ile ilişkilendirili. ISM radyo bantlarında LoRa veya FSK modülasyonunun üzerine uygulanır. LoRaWAN protokolleri LoRa Alliance tarafından belirlenmektedir. LoRaWAN, güvenli çift yönlü iletişim, mobilite ve lokalizasyon hizmetleri gibi Nesnelerin İnterneti (IoT) uygulamalarına yönelik temel gereksinimleri amaçlar. LoRaWAN, karmaşık yerel kurulumlara ihtiyaç duymadan, akıllı aygıtlar arasında kusursuz birlikte çalışabilirlik sağlar. LoRaWAN ağ mimarisi genellikle yıldız topolojisi şeklindedir. Ağ geçitleri, uç cihazlar ile ağ sunucusu arasında veri iletişimini sağlayan şeffaf köprülerdir. Ağ geçitleri standart IP bağlantıları ile ağ sunucusuna bağlanırken, uç cihazlar bir veya birçok ağ geçidine bağlantı için tek atlamalı kablosuz iletişim kullanır. Tüm uç nokta iletişimi genellikle iki yönlüdür. Ayrıca, açık hava iletişim süresini azaltmak için hava veya diğer kütle dağıtım mesajlarının üzerinde çok noktaya yayın sağlayan yazılım yükseltmesi gibi işlemi de destekler [18].

2.5. RFID (RadIo Frequency IdentIfIcatIon)
RFID, nesnelerin gerçek zamanlı tanımlanmasını ve izlenmesini sağlayan, veri haberleşmesinde RF iletişim kullanan otomatik nesne tanımlama teknolojisidir. Genel kategori olarak Auto-ID (Automatic Identification) teknolojileri altında gruplandırılır. RFID sayesinde veri girişlerindeki hatalar önlenir. Daha kesin, daha detaylı, daha hızlı ve güvenli bir şekilde veri akışı sağlanır [19-21]. RFID, mimari yapı olarak en fazla mikroçipli kartlar (akıllı kart) ile benzerlik gösterir. Nesneye ait bilgi, akıllı kart sistemlerinde olduğu gibi, içerisinde mikroişlemci ve anten bulunduran bir elektronik veri taşıma aygıtında (etiket) saklanır. Etiketi besleyen güç kaynağı, etiket içerisinde bulunan pille ya da okuyucudan gelen sinyallerle sağlanır. Etiket ile okuyucu ve etiket ile diğer etiketler arasındaki veri alış-verişi, galvanik temas noktaları kullanılmadan, manyetik/elektromanyetik alanlar vasıtasıyla ya da RF kullanılarak gerçekleşir [18-20]. RFID sistemi; etiketlerden (aktif/pasif), okuyuculardan (mobil/sabit), denetleyicilerden (pc/sunucu), ağ cihazlarından (kablolu/kablosuz) ve ara katman yazılımlarından oluşan bir yapıdır. Sistemin temel mimarisi, tasarımı, bileşenleri ve çalışma şekli elektrik-elektronik (mikroişlemci mimarisi, lojik tasarım, FPGA), elektronik-haberleşme (radyo, radar, mikrodalga, anten teknolojisi) ve bilgisayar mühendisliği (nesne takibi, veri yönetimi ve analiz, sistem yönetimi, ara yüz yazılımları) alanlarından alınmıştır. Bir RFID sisteminde veri iletişimi ve enerji transferi okuyucu ile etiket arasında gerçekleşmektedir (Şekil 4). Okuyucunun etrafa yaydığı elektromanyetik dalgalar etiket anteni ile buluşur ve etiket içerisindeki mikroçipi aktif hale getirir. Mikroçip de aldığı sinyalleri modüle ederek etiket anteni üzerinden okuyucuya geri gönderir [19-21].

Şekil 4’de gösterildiği gibi, etiketler, okuyucunun sorgulama alanına girdiğinde okuyucu tarafından algılanır. İletişime geçecek etiket kendi kimlik kodunu ve kayıtlı diğer verileri RF sinyaller ile okuyucuya gönderir. Okuyucu, gelen sinyalleri dijital veri haline dönüştürür. Okuyucuda oluşturulan veri; ara katman yazılımları, denetleyiciler, sorgulayıcılar, sunucular ve ağ cihazları üzerinden sistem içerisindeki ilgili servislere (hizmetlere) aktarılır.

3. Sonuç
Kablosuz iletişim teknolojilerinin önemli özelliklerinden biri kullanıcılar için hareket özgürlüğüdür. Bu teknolojilere yönelik standartlar hâlâ geliştirilmektedir.
Çağımızın en etkili araçlarından biri olan İnternet ve kablosuz iletişim pek çok alanda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Kablosuz ağ ve haberleşme teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, kişisel alan ağlarında Bluetooth, yerel alan ağlarında IEEE 802.11 (Wi-Fi), geniş alan ağlarında UMTS, WiMAX, LoRaWAN ve küresel ağlarda uydu sistemleri gibi farklı iletişim sistemlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tüm bu ağlar birbirlerini tamamlamaktadır ve bunların entegrasyonu da yeni nesil kablosuz ağları meydana getirmektedir. Kablosuz iletişim teknolojileri, mobil kullanıcılara her zaman en iyi servis sağlamayı amaçlamaktadır. Kullanıcılar, kablosuz ağlarda her zaman en uygun olan ağlarla bağlantı kurmak ve ihtiyaçlarına göre farklı ağlar arasında geçiş yapmak durumundadırlar. İlaveten, iletişim ortamlarındaki gelişmelere paralel olarak iletilecek veri miktarlarının ve talep edilen servislerin de gelişmektedir. Buradan, yeni nesil ağlarla birlikte kablosuz ortamda sunulacak servis ve hizmetler de gelişecek ve çeşitli servis sınıfları ortaya çıkacaktır. Sonuçta, kablosuz iletişim teknolojilerinde arzu edilen kalitede servis için gerekli kesintisiz mabilite bağlantılarını sağlamak çoldukça önemlidir.

4. Referanslar
[1]. ROSS, J., 2008, The Book of Wireless: A Painless Guide To Wi-Fi And Broadband Wireless, No Starch Press, Inc., San Francisco, CA, USA, ISBN: 978-1-59327-169-5
[2]. OHRTMAN, F., ROEDER, K., 2003, Wi-Fi Handbook-Building 802.11b Wireless Networks, McGraw-Hill Companies, Inc., New York, USA, ISBN: 0-07-141251-4
[3]. GAST, M., 2002, 802.11 Wireless Networks: The Definitive Guide, O’Reilly&Associates Inc., Sebastopol, CA, USA, ISBN: 0-596-00183-5
[4]. EDNEY, J., ARBAUGH, W. A., 2003, Real 802.11 Security: Wi-Fi Protected Access and 802.11i, Addison Wesley, Pearson Education Inc., Boston, MA , USA, ISBN: 0-321-13620-9
[5]. MAXIM, M., POLLINO, D., 2002, Wireless Security, RSA Press, McGraw-Hill Companies Inc., New York, USA, ISBN: 978-0-072222869
[6]. IEEE Std 802.11 TASK GROUP, 1999, IEEE 802.11 Standards for Local and Metropolitan Area Networks: Wireless LAN Medium Access Control (MAC) and Physical Layer (PHY) Specifications, http://standards.ieee.org
[7]. KHAN, J., KHWAJA, A., 2003, Building secure wireless networks with 802.11, Wiley, Indianapolis, Ind.,USA, ISBN: 0471237159
[8]. ROSHAN, P., LEARY J., 2004, 802.11 Wireless LAN fundamentals, Cisco, Indianapolis, Ind., USA, ISBN: 1587050773
[9]. GARG, V. K., 2007, Wireless Communications And Networking, Morgan Kaufmann, San Francisco, USA, ISBN: 978-0-12-373580-5
[10]. ANDREWS, J. G., GHOSH, A., MUHAMED, R., 2007, Fundamentals of WiMAX: Understanding Broadband Wireless Networking, Pearson Education, NJ, USA,0-13-222552-2
[11]. NUAYMI, L., 2007, Wimax: Technology For Broadband Wireless Access, JohnWiley & Sons Ltd., Chichester, England, ISBN: 978-0-470-02808-7
[12]. OHRTMAN, F., 2005, WiMAX Handbook: Building 802.16 Wireless Networks, McGraw-Hil Companies Inc., New York, USA, ISBN: 0-07-158903-1
[13]. ZHANG, Y., CHEN, H.-H., 2007, Mobile Wimax:Toward Broadband Wireless Metropolitan Area Networks, Auerbach Publications, Taylor & Francis Group, NW, Boca Raton, USA, ISBN: 978‑0‑8493‑2624‑0
[14]. CHEN., K.C., De MARCA, J. R. B., 2008, Mobile Wimax, JohnWiley & Sons Ltd., Chichester, England, ISBN: 978-0-470-51941-7
[15]. FARAHANI, S., 2008, ZigBee Wireless Networks and Transceivers, Elseiver Inc., Oxford, England, ISBN: 978-0-7506-8393-7
[16]. GISLASON, D., 2008, ZigBee Wireless Networking, Elseiver Inc., Oxford, England, ISBN: 978-0-7506-8597-9
[17]. Faludi, R., 2011, Building wireless sensor networks, O’Reilly Media, CA, USA, ISBN: 978-0-596-80773-3.
[18]. https://www.lora-alliance.org
[19]. AHSON, S., ILYAS, M., 2008, RFID Handbook Applications, Technology, Security, and Privacy, CRC Press Taylor & Francis Group, Boca Raton, ISBN: 978-1-4200-5499-6
[20]. HUNT, V. D., PUGLIA, A., PUGLIA, M., 2007, RFID-A Guide To Radio Frequency Identification, John Wiley & Sons Inc., New Jersey, USA, ISBN: 978-0-470-10764-5
[21]. GLOVER, B., BHATT, H., 2006, RFID Essentials, O’Reilly Media, Inc., Sebastopol, CA, USA, ISBN: 978-0-59-600944-1