Legrand Türkiye ülke pazarlama Direktörü Özgür Sarıoğlu VE UPS ürün yöneticİsi Özlem Merhametsiz: AR-GE İÇİN 246 MİLYON EURO YATIRIM YAPTIK

👤Legrand

Legrand hakkında bilgi alabilir miyiz?
Özgür Sarıoğlu: Biz Legrand olarak Türkiye’de, 25 seneyi aşkın bir süredir bulunuyoruz. Türkiye için ve Legrand Grubu için üretim yapıyoruz. 2008 yılında 19 inç rack kabinler konusunda uzman firma Estap’ı bünyemize kattık. 2010 yılı haziran ayında da UPS yani; Kesintisiz Güç Kaynakları konusunda alanında uzun yıllar açık ara lider İnform’u bünyemize kattık. Aslına bakarsanız şimdiye kadar bu üç firma birbirinden bağımsız olarak hareket ediyorlardı. Geçen sene sonuna doğru organizasyonda değişiklikler yaptık. İnform Genel Müdürü Levent Ilgın, Ülke Müdürü oldu ve tüm Grup şirketlerinin gücü, tek bir çatı altında toplanmış oldu. Legrand Pazarlama Direktörlüğü kuruldu ve tüm markalara, 🔍 ürün ve sistemler konusunda uzman kişilerle tek bir departman altında hizmet veriyoruz. İletişim birimi de bu departmanın içinde yer almakta. Ancak İnform ve Legrand satış ekipleri birbirinden bağımsız olarak hareket ediyorlar. Ortak çatı altında Proje ve Mühendislik ekibi kurulduğunu da belirtmek isterim. Bunlar da tüm Türkiye’de Legrand Grup çözümlerini müşterilerimize ve yatırımcılara tanıtmak üzere şartnamelerde yer almamızı sağlayacak şekilde çalışıyorlar. Bunun dışında dijital, data altyapısıyla ilgili olarak Estap ve Legrand markalarının çözümlerini de bir ekip altında birleştirdik. Bir yandan satış tarafında İnform ve Legrand markalarının ayrı ayrı Ticaret Direktörlükleri, ortak markalar veya iki firma için ortak çalışan ekipler var. Pazarlama dışında, Ülke Müşteri Hizmetleri Direktörlüğünü kurduk. Bu ekipler İnform’un tüm çözümleri için hizmet veriyorlardı. Şimdi İnform, Estap ve Legrand’ın ortak çözümleri için çalışıyorlar ve 7/24 hizmet veriyorlar.

AR-GE çalışmalarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?
Özgür Bey: Biz elektrik ve dijital alt yapılar için sistemler konusunda uzman global bir firmayız. 90’ın üzerinde ülkede fabrikalarımız, üretim tesislerimiz ve yaklaşık 36 bin çalışanımız var. 2016 Grup ciromuz 5 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşti. Geçmişe baktığımız zaman Legrand, elektrik sektöründeki üretimine aslında anahtar-priz üreterek başlamış. Zamanla ürün portföyünü genişleterek büyümeye başlamış. Bu bir yandan inovasyon ve AR-GE çalışmalarıyla bir yandan da şirket satın alımlarıyla gerçekleşmiş. Aslına bakarsanız bu kadar uçtan uca çözümler üretebilen dünyada bizim gibi birkaç marka var. AR-GE ile ilgili olarak 2000’in üzerinde AR-GE çalışanımız var. 2016 rakamlarına göre 3800’ün üzerinde aktif patentimiz var. Türkiye’ye gelecek olursak Türkiye’de İnform bünyesinde AR-GE Direktörlüğümüz var. 25’in üzerinde mühendisimiz AR-GE’de çalışıyor. Hem Türkiye hem de Grup için çalışıyorlar. Türkiye’deki Legrand ve İnform markalarımızın amacı da hem Türkiye hem de grup için çözümler sunmak. Burada ürettiğimiz ürünler ya direkt olarak ihracat yaptığımız ülkelere ya da ana depolara ulaşıyor, oradan da dünyanın diğer ülkelerine dağıtılıyorlar. İnform AR-GE direktörlüğümüz de bu sene Nisan ayında Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı’ndan onaylı, sertifikalı bir AR-GE Merkezi oldu. Bu kapsamda TÜBİTAK Teydeb projelerimiz var.
Özlem Merhametsiz: 37 yıldır güç elektroniği sektöründe faaliyet göstermekte olan İnform yıllardır süren sektör liderliğini her geçen yıl biraz daha pekiştirmektedir. Bunun için de yıllık cirosunun önemli bir bölümünü AR-GE faaliyetleri için kullanmaktadır. AR-GE merkez olması ile bunu kanıtlayan İnform en son teknolojiye sahip yenilikçi ürünleri pazara sunmaktadır. Bu minvalde Üniversitelerle yakından çalışmakta ve çeşitli projeleri birlikte takip etmektedir.

Ne gibi projeler?
Özlem Hanım: Şu an bu projeleri açıklama aşamasında değiliz. Ankara’dan bir üniversite ile çalışmakta olduğumuzu söyleyebilirim. AR-GE merkezi olmanın zorunluluklarından biri de üniversite ve sanayi iş birliğini arttırmak bunun yansıması olarak ekibimizde hem yüksek lisans hem doktora yapan mühendislerimiz mevcut. Aslında konuya kendimden ve yaptığım işten bahsederek girizgah yapmak isterim. Ben çatı kuruluşun İnform tarafında UPS’lerden sorumlu Ürün Yöneticisiyim. Dolayısıyla AR-GE konusunun İnform dolayısıyla UPS tarafında nasıl işlediğini anlatmak istiyorum. Biz İnform olarak Legrand’ın İtalya’da yer alan AR-GE merkeziyle koordineli olarak çalışıyoruz. Yani bazı projelerimizi İtalya ile bazı projelerimizi de üniversitelerle ortak yürütüyoruz.
Özgür Bey: Biz grup olarak, 2016 yılında AR-GE için 246 Milyon Euro yatırım yaptık. Bu toplam ciromuzun yaklaşık yüzde 4,9’una tekabül ediyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Grup, her yıl cirosunun yüzde 4’ü yüzde 5’i kadarını AR-GE çalışmalarına ayırıyor. Bundan gurur ve onur duyuyoruz.
Özlem Hanım: Aslına bakarsanız dünya genelinde AR-GE departmanlarına ayrılan oranlara baktığımız zaman bu oranın ortalama yüzde 1’lerde olduğunu görüyoruz.

Legrand’ın Türkiye pazarındaki yeri hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Biraz önce de bahsettiğim gibi Legrand olarak bina, elektrik ve dijital altyapıları için ürün ve sistemler konusunda uzman bir firmayız. 2 fabrikası (Legrand Gebze, İnform Sancaktepe), 1000’in üzerinde çalışanı, iş ortakları, partnerleri, tedarikçileriyle çok uzun yıllardır Türkiye ve Dünya için teknolojik ürünler üretiyoruz. Ürün portföyümüz çok geniş olduğundan her ürün ve sistemde uluslararası ve yerel rakiplerimiz var. Fakat UPS gibi bazı ürün gruplarında açık ara pazar lideri olduğumuzu belirtmek isterim. Bazı ürün gruplarında da pazarı yakından takip ediyoruz. Çoğu üründe rekabetçiyiz ve iyi bir pazar payına sahibiz.

Kesintisiz güç kaynakları hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Nasıl kullanılır? Nerede kullanılır, alanları nelerdir?
Özlem Hanım: Küresel ısınmanın önemli bir faktörü olarak, enerji kaynaklarının çok önemli hale geldiği bir konumdayız. Dolayısıyla günümüzde üretilen enerjinin kullanılmasında, dağıtımında ve tüketiminde verimli olmak en önemli husus. Bu nedenle kesintisiz güç kaynaklarında yatırımlar öncelikle verimlilik yönünde yapılmakta. Bu bakış açısını benimseyen bir marka olarak, AR-GE ve ÜR-GE departmanlarımızda yeni ürünler geliştirmeye çalışıyoruz. Çünkü kesintisiz güç kaynaklarının önemli olmasının nedeni kullanılan alana temiz ve kesintisiz bir enerji sağlamak. Günümüzde telefonlarımızın şarjının bitmesine bile tahammülümüz kalmazken, bir üretim tesisinde üretimin durduğunu aksadığını düşünmek imkânsız. Üretimde yaşayacağınız bir sorun ürün teslimatına kadar varan bir dizi soruna neden olacaktır. Eğer ürünü zamanında teslim edemezseniz de müşterinizin zamanında teslim edecek başka bir tedarikçi arayışına girmesi de son derece doğal olacaktır. Bu açıdan bakacak olursak KGK ve yedek enerji sistemlerinin firmaların rekabet güçlerine, imajına doğrudan katkı sağladığını söyleyebiliriz.

Bu yüzden kesintisiz güç kaynakları kullanmak önemlidir. Kesintisiz güç kaynaklarını, çevreye zararlı olmadığı gibi verimlilik açısından da artı bir değer olarak görebiliriz.

Bu kaybı önlemek dışında ekonomik olarak ne sağlıyor?
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bir kahve makinesinden laptop’a kadar bütün makinelerde mikro işlemciler kullanılıyor ve bu mikro işlemciler oldukça hassas cihazlar. Enerji alçalmasından, yükselmesinden veya yıldırım oluşumundan çabuk etkilenen bu ürünler için enerjinin temiz olması şart. Yani cihazı temiz bir enerjiyle çalıştırmak şart. Özellikle hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde kullanılan hayatımızın bağlı olduğu cihazlar oldukça önemlidir. Bunların birçoğu için firmalar, Kesintisiz Güç Kaynağı kullanılmadığı takdirde garanti vermezler. MR ve tomografi cihazları gibi ürünler için dünya lideri markalar, Kesintisiz Güç Kaynağı kullanmayı zorunlu tutmaktadırlar. Hastanelerde kullanılan bu cihazların değerlerinin milyon Euro değerinde olduğunu düşünürsek bu anlamda da işletme için oldukça önemli bir katkısı var.

Firmalar bunları kullanmak istediklerinde neye dikkat etmeliler?
Özlem Hanım: Öncelikle KGK’nın besleyeceği yükler belirlenmeli ve bu yüklere uygun olan güç kaynağı seçilmelidir. Yüklerin motor, bilgisayar ya da aydınlatma elemanlarından oluşmasına göre kullanılması gereken KGK’da değişim göstermektedir. Yük durumunun dışında şirketlerin bulunduğu bölge de büyük önem arz etmektedir. Bölgedeki şebeke şartlarının çok kötü olması durumunda giriş gerilim toleransı yüksek ürünler seçilebilir.

Her müşteri almış olduğu ürünü, ihtiyacını karşılayacak şekilde uzun yıllar kullanmak ister. Bunun yolu da kullanıcının şartlarına uygun doğru ürünü kullanmasıdır. Bu nedenle, özellikle yüksek güçlerde, konusunda uzman teknik personelimiz tarafından müşterilerimizin sisteminde gerekli ölçümler yapılır. Bu ölçümler değerlendirilerek müşterilerimizin doğru ürünü kullanabilmesi için yönlendirmeler yapılır.

Ayrıca kesinti gittikten sonra ne kadarlık bir besleme süresine ihtiyacınız olduğunu belirlemek, buna göre de akü konfigürasyonu yapmak gerekmektedir.
Kesintisiz güç kaynaklarıyla günümüzde kullanılan jeneratörler arasındaki fark nedir?🔍
Özlem Hanım: Aslına bakarsanız günümüzde insanlar bu konuda biraz daha bilinçlense de bu soruyla hala sıklıkla karşılaşıyoruz. En iyi jeneratör bile 10 sn. içerisinde devreye girer ve bu 10 sn. içerisinde üründe hasar meydana gelmiş olabilir. Çünkü o 10 saniyede tüm elektronik cihazlarınız durmuştur. Neredeyse tüm sektörlerde işler bilgisayar üzerinden sürdürülüyor. Dolayısıyla bütün bilgilerimiz serverlarda duruyor. Bunların 10 saniyelik kesintiye uğraması bile firmaları milyonlarca dolarlık zarara uğratabilir. Kesintisiz Güç Kaynaklarıyla jeneratörler, birlikte kullanılan ürünlerdir, KGK jeneratör devreye girene kadar sisteminizi kesintisisiz besler ve jeneratör yükü üzerine aldıktan sonra yine KGK üzerinden jeneratördeki elektrik salınımları yansıtmadan cihazlarınızı temiz bir enerji ile beslemeye devam eder.
Özgür Bey: UPS dediğiniz zaman aslında, sürekli, temiz, kesintisiz ama sınırlı bir süreye ihtiyacınız var. Çünkü biraz önce de Özlem Hanım’ın dediği gibi; ihtiyacınızı iyi hesaplamanız gerekmektedir. Jeneratör sisteminde şebeke gittiği anda UPS hemen devreye girdiği için siz hiç farkına bile varmazsınız. Ama jeneratörün çalışıp devreye girmesi için 1 ile 10 saniye arasında bir zamana ihtiyaç vardır. O yüzden de ikisinin birlikte kullanımı çok önemli. Aslında baktığınız zaman AVM’ler, Data Center’lar tek bir jeneratörle değil, UPS ile birlikte çalışmalı.

Elektirik gittiği anda bir bankada işlemler devam ediyor. Sizin 10 dakikalık bir back up a ihtiyacınız varsa, o 10 dakikada zaten jeneratör de devreye girdikten sonra şebeke besleniyor.
Özlem Hanım: Aküyü enerjiyi depoladığımız bir sistem olarak düşünebilirsiniz. Sınırlı bir enerji kaynağı olduğu için de enerjinin doğru kontrol edilmesi önemlidir. Örnek vermemiz gerekirse; 10 dakikalık bir KGK konfçgürasyonu ile siz sadece acil sistemlerinizi gerekli önlemleri alana kadar çalıştırabilirsiniz. Bu nedenle AVM ya da hastane gibi binalarda KGK ile birlikte jeneratör kullanılması neredeyse zorunludur. Çünkü aküler sınırlı kaynaklardır ve besleyeceği yükün büyüklüğüne göre de oldukça yer kaplayabilirler. Bu nedenle besleme süresini doğru belirlemek ve jeneratörle birlikte kullanmak daha doğru bir çözüm sunacaktır.

Peki, bu sektörün zayıf noktaları, güçlü noktaları nelerdir?
Elektrik sektörüne genel olarak baktığımız zaman, Türkiye hem yerel hem de uluslararası rakiplerin bulunduğu bir pazar.

Beklentiler çok yüksek olmasına karşın fiyat odaklı karar veren bir ülkeyiz. İlk etapta partnerler için en önemli konu bütçe. Açıkçası bazen kalite ve standartlar bir kenara konuluyor. İkinci nokta eğitim. Hala günümüzde elektrik sektöründe yetişmiş eleman açığı var. Bir diğer nokta da bu işi yapanların eğitim eksikliği. Çünkü teknoloji sürekli gelişiyor. Sektörde bu işi yapan kişilerin, firmaların da kendilerini yetiştirmeleri gerekiyor. Güncel teknolojileri takip etmeleri ve kendi müşterilerine optimum çözümleri sunabilmeleri gerekiyor. Türkiye’ye genel olarak baktığımız zaman açıkçası zor bir pazar ama bir o kadar da zevkli bir pazar.
Özlem Hanım: Günümüzde enerji ihtiyacı gün geçtikçe artmakta ve Cloud teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte veri merkezlerine de ihtiyaç artmaktadır. Veri merkezleri çok yer kaplayan sistemler olduğu için emlak fiyatlarının kısmen daha düşük Çin ve Türkiye gibi ülkelere kayıyor. Dolayısıyla Türkiye’de veri merkezi projeleri açısından bir hareketlenme olduğunu söylesek yanılmayız. Bu bir tarafı. Diğer bir hareketlenme de devletin yaptığı yatırımlar. Üçüncü havalimanı, üçüncü köprü ve yeni şehir hastaneleri gibi dev yatırımlar, sektörü hareketlendirdi. Yukarıda da bahsettiğim gibi sektörümüzde yetişmiş eleman çok fazla yok ama Kesintisiz Güç Kaynağı konusunda insanlar biraz daha bilinçlenmeye başladı. Yeni bir AVM yapılmaya başlandığında hem jeneratörün hem Kesintisiz Güç Kaynağının belirlenmesi ve altyapının da buna göre proje aşamasında belirlenmesi bizim için artık avantaj. Çünkü eskiden Kesintisiz Güç Kaynağının neden gerekli olduğunu anlatmaya çalışıyorduk. Şimdi de farklılaştığı noktaları…

Modern yaşamın taleplerine ilişkin neler yapıyorsunuz?
Özgür Bey: Modern yaşam için Eliot programından bahsetmek istiyorum. 2015 yılında start verdiğimiz bu program, patentli bir markamız. Eliot, elektriğin EL harfleriyle IoT (Nesnelerin İnterneti) harflerinin birleşmesinden yaratılmış bir isim. Günümüzde birbiriyle konuşan, sürdürülebilir ürünler talep gördüğü için Legrand olarak böyle bir program başlatma gereği duyduk. Hatta bireyler ve profesyonellerin daha fazla bilgi sahibi olması için ürünlerimizin üzerinde Eliot’u vurgulayan logolarımızı koyduk. Yapılan araştırmalara göre; 2020 yılına kadar dünya üzerinde 50 milyarın üzerinde ürünün birbirine bağlı olacağı ifade ediliyor. Dolayısıyla Legrand Grubu olarak amacımız bireylere, kullanıcılara ve profesyonellere katma değer yaratabilecek, birbirine bağlı ve birlikte çalışabilir çözümler geliştirmek. 2016 yılında nesnelerin internetiyle ilgili çözümlerimizdeki ciromuz toplamda yüzde 40 oranında arttı ve 440 milyon Euro’ya ulaştı. Legrand Grubu’nun 81 tane ürün ailesi mevcut. Bunlardan 20’si nesnelerin internetiyle ilgili ürün ve konularda çözümler sunuyor. Başka bir önemli nokta da son 3 senedir katıldığımız Las Vegas Consumer Electronics Shows’da akıllı evler kategorisinde İnovasyon, Mühendislik ve Tasarım ödülüyle taçlandırıldık.

Bu ürünlerden örneğin, interkom üniteleri var. Mesela eve birisi geldi, siz evde yoksunuz. Direkt olarak o kişiyi cep telefonunuz üzerinden görebiliyor, kendisiyle iletişime geçebiliyor, gerekirse uzaktan kapıyı açabiliyor veya kendisine bir kod yollayarak kişinin eve girmesine izin verebiliyorsunuz. Ayrıca yine uzaktan erişim sağlayabileceğiniz grup prizlerimiz mevcut. Evinizin dışındasınız, uzaktan herhangi bir grup prizi kontrol edebiliyorsunuz. Prizi açıp kapatabilir, abajura veya ısıtma sistemine entegre edebilirsiniz. Evinize gelmeden ısıtmaları çalıştırabilirsiniz. Ev otomasyon sistemleri zaten bütünleşik bir sistem ve bütün bunlar IP kodlu ürünler. Dolayasıyla web tabanlı herhangi bir araç üzerinden takibini rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Öte yandan evinize yerleştirdiğiniz kameralarla evinizi izleyebilirsiniz. Senaryolaştırabilirsiniz. Örneğin; tatile çıktığınızda bir düğmeye basarak tüm panjurları, aydınlatmaları bir anda kapatabilirsiniz. Dolayısıyla çok çeşitli senaryoyu hayata geçirebilirsiniz. Onun dışında teknik ürünlerimiz mevcut. Mesela stop&go ürünümüz var. Normal şartlarda şebekede bir kaçak algılandığı zaman, kaçak akım koruma devreye girer ve elektiriği keser. Bu stop&go ürününün avantajı şebekeyi test edip, şebekede her şey normal gidiyorsa, sistemi tekrar devreye almasıdır. Yani şebeke gittiği zaman direkt olarak telefonunuza bir mesaj gelebilir, uzaktan erişim yapabilir, durumu görebilirsiniz.
Özlem Hanım: Diğer bir konuda KGK ile haberleşebilmek. Yani bina otomasyon sistemine veya fabrikanızda kullandığınız herhangi bir haberleşme sistemine adapte olup olmayacağı, üçüncü seçenek olarak karşımıza çıkıyor.
Özgür Bey: Günümüzde UPS’lere uzaktan erişim sağlayabiliyorsunuz. Uzaktan güç durumunu, akülerin durumunu bu yeni nesil anlayış sayesinde izleyebiliyorsunuz.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Legrand olarak sorumluluklarımızdan da bahsetmek istiyorum. İnovasyon ve şirket satın alımları grubumuzun iki ana büyüme dinamiğini oluşturur. İnovasyon aslında Legrand kültüründe, DNA’mızda olan bir çalışma biçimi. Kalıcı ve sürekli dinamiklerimizden biri. Şirket satın alımlarına gelirsek, herhangi bir pazara girmek, mevcut ürün portföyümüzü veya teknolojimizi tamamlamak için Legrand Grubu uzun yıllardır şirket satın alımları yapıyor. 1954 yılından beri 160 şirket, yalnızca 2004 yılından beri 54 şirket satın aldık. Bunların yüzde 60’ı yeni pazar segmentleri, daha önce var olmayan ya da Legrand portföyünde olmayan branşlar. Mesela bunlardan birisi UPS ürünleriydi. Türkiye’de, İtalya’da, Hindistan’da çeşitli firmalar satın alarak ürün portföyümüzü temiz enerji konusunda güçlendirdik. Bu satın almaların da yüzde 30’u Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerde yapıldı. Ayrıca teknolojik hedeflerimiz doğrultusunda ittifaklar veya stratejik ortaklıklar kuruyoruz. Örneğin dünyanın en önemli arama motoru ile bir partnerlik çalışmamız var. Nesnelerin interneti için geliştirdiği bir protokolü var, bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Diğer dünya devi markalarla da oteller ve yaşam alanları için ortak çalışmalarımız mevcut.

Bunun dışında Legrand Grubu olarak, 2013 yılında çevre, sosyal ve toplumsal konular çerçevesinde bir matris oluşturduk ve kurumsal sosyal sorumluluk projelerimiz kapsamında 2014 ve 2018 arasında kendimize hedefler koyduk. Bu hedefler için kendimize 21 öncelik belirledik. Legrand Grubu’nda çalışan herkes, bu kurumsal sosyal sorumluluk projemizdeki hedeflerimize ulaşmamızda bize yardımcı oluyor. Mesela insan haklarına saygılı olmak, etik davranmak, çalışan iş ve sağlığını güvence altına almak, elektrik sektörüne liderlik etmek, teknolojiyi yakından takip etmek gibi 21 başlıkta toplandı bu kurumsal sosyal sorumluluk hedeflerimiz.

Bu başlıkları oluşturup dikkat etmenizde uluslararası bir firma olmanızın bir etkisi var mı?
Tabii ki var. Uluslararası bir firma olmanın gerekliliği bu. 90’ın üzerinde ülkede 36 bin çalışanımızla önemli bir ekonomik zincirin öğesiyiz. Ve doğal olarak da bunun getirdiği bir sorumluluk var. Dolayısıyla Legrand’ın tüm üretim tesislerinin ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi’ne sahip olması, üretim tesislerinin ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemiyle yönetilmesi, bir zorunluluk.
Özlem Hanım: Yavaş yavaş bunlar Türkiye’de de zorunlu hale gelmeye başladı. Ayrıca ihracat yapabilmeniz için gerekli standartlara uymak zorundasınız. Bu konuda biraz müşteri sizi zorluyor, biraz siz kendinizi.